|
ÜLKÜCÜ GENÇLER "C-5 adlı işkencehanede, insanlık dışı işkenceler devam ediyordu. Binadan 24 saat canhıraş çığlıklar yükseliyordu. O günlerde, Mahir Damatlar, Emir Kuşdemir, Erdal Ak, Kenan Ekin, Burhan Emüştekin, Ercan Koç ve Bekir Bağ da yeni yakalanmış ve C-5'te İşkenceye alınmışlardı. Mahir Damatlar, neredeyse 24 saat askıda sallanıyordu. C-5'de en ağır işkencelerden geçenlerden biri de Mahir Damatlardı. Bekir Bağ ise, 17 yaşındaydı. Mahir Damatlar ve Emir Kuş-demir'le birlikte korkunç işkencelere tabi tutuluyordu. Üstelik, bütün suçlamaları kabul etmiş, "Tamam, ben yaptım" demişti. Verdiği bu ifade, işkencecileri tatmin etmedi. Çünkü, 17 yaşındaydı ve ceza alsa bile kısa bir süre yatıp çıkacaktı. Onlar, Bekir Bağ'ın farklı ifade vererek, Mahir Damatlar ve Emir Kuşdemir'i suçlamasını istiyorlardı. O'nü ayrı bir yere kapatıp, arkadaşlarından tecrit ettiler. Sürekli olarak aynı telkinde bulundular: - Bu ifadeni değiştireceksin. Bu suçları sen işlemedin. Asıl suçluların Mahir ve Emir olduğunu söyleyeceksin. 17 yaşındaki Bekir Bağ, günlerce ağır işkencelere tabi tutuldu. Bir gün askerler telaş içinde koşuşturmaya başladılar. Cezaevinde bir olağanüstülük olduğu açıkça belliydi. Bazı Ülkücü gençleri hücrelerinden çıkardılar. Bekir Bağ'ın hücresinin yanına götürdüler: - Arkadaşınız kendisini astı. Herkes, anında neler olduğunu anlamıştı. Çünkü, tamamı C-5'ten geçmişti. Orada, Bekir Bağ'a neler yapıldığına herkes şahit olmuştu. Askerler ise, olaya bir açıklama getirmek için çırpınıyorlardı: - Yatak çarşafını yukarıdaki elektrik tellerine bağlamış.Kendisini asmış. Oysa, bu mümkün değildi! Hiçbir Ülkücü tek kelime bile etmedi. Hiçbiri yorum yapmadı. Tamamı, "Biz aptal mıyız?" dercesine askerlerin yüzüne baktı! O sırada bir tabip teğmen de hücrenin önüne gelmişti. Birlikte Bekir'i dışarı çıkarıp, soydular. Bütün vücudu mosmordu ve cesedi alabildiğine şişmişti. Belli ki ölümünün üzerinden uzun süre geçmişti. Haber, anında farklı bir yorumla bütün koğuşlara yayıldı: -Bekir Bağ, işkence ile öldürüldü. O gece A Blok'taki ülkücüler, Bekir Bağ için Yasin okumaya karar verdiler. Oysa, Mamak'ta böyle bir uygulama yoktu. İç Hizmet Yönetmeliği'ne göre, bu büyük bir suçtu. Alınan bu karar, "isyan'' anlamına geliyordu. Askerler anında harekete geçtiler. Ancak, üzerlerine inip kalkan coplara rağmen Ülkücüler susmuyorlardı: - Yasin Vel Kuran - il Hakiym... O gece solcular da Ülkücülere destek verdiler. Onlar da cezaevi idaresine isyan bayrağınıaçtılar." "Mamak Askeri Cezaevi'ndeki C-5 adlı bölüm, askerler için "disiplin koğuşu" olaraktasarlanmıştı. Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından da özel bir işkencehane haline getirilmişti. İçi de işkence uzmanı polislerle doldurulmuştu. C-5'te sorgulamalar sürerken, canhıraş feryatlar dört bir yanı sarıyordu. Koca salon,çırılçıplak soyulup çarmıha gerilen gençlerle doluydu." - alıntı -
Ekrem SEÇKİN Mamak ceaevi A-Blok 7. koğuş
|