Cihan Tasarim
     
İletişim
 
 
 
 
 
 
Anasayfa
Atatürk
Başbuğ
Genel Başkan
Türk Müziği
İslam Tarihi
Abide Şahsiyetler
Türk Tarihi
İletişim
Faydalı Siteler
Ziyaretçi Defteri
E-Devlet
Nöbetçi Eczaneler
Haberler
   
 
 
   
   
Başbuğ Resimler
Parti Resimleri
      
YAZARLAR
Battal ARSLAN

25 / 06 / 2009
BEN ANADOLUYUM
Bugün30
Toplam22700
 
 
                    
 
 
NE GÜZELDİR DUA ETMEK VE KULLUĞUNU BİLMEK PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 26 Temmuz 2010

  

‘Bana dua edin,duanıza cevap vereyim.’(Mü’min,60.ayet)

‘Kabul edileceğine kesin bir şekilde inanarak Allah’a dua edin’(Tirmizi,’Deaavat’,66)

Dinimizin iki önemli kaynağı Kur’an ve sünnet kulun dua etmesinin önemini bize böylece duyurmaktadır.Öyleyse;gelin dua edelim:

Ey yüce Rabbim!Bana verdiğin her nimet için sana sonsuz hamd olsun.Çok sevdiğin Sevgili Peygamberimize salat ve selam olsun.

Allah’ım!Beni seni ve peygamberini seven,sana ve peygamberine itaat eden bir insan eyle.Bütün günlerimi iyilik ve güzelliklerle doldur.Dünya ve ahirette her türlü hayrı,güzellik ve nimetleri senden ister,her türlü kötülükten sana sığınırım.

Ey alemlerin Rabbi olan Allah’ım!Yalnız sana ibadet eder,yalnız senden yardım dilerim.SENİN HER ŞEYE GÜCÜN YETER.Sen açıkladığım ve gizlediğim her şeyimi bilirsin.Bana merhamet et ve kalbimi merhamet ve sevgiyle doldur:Tembellikten,boşa çaba harcamaktan,vakti boş yere geçirmekten,düzensiz ve programsız çalışmaktan,başarısızlıktan.

İnsanlara,çevreme ve kendime zarar vermekten sana sığınırım.

Allah’ım!İmanımı kuvvetlendir,güzel amellerimi artır ve ahlakımı güzelleştir.Kabul olunmayacak duadan sana sığınırım.Sevgili Peygamberimizin istediklerini senden ister,sığındıklarından da sana sığınırım,

Allah’ım!Yaptığım işlerin yanlış anlaşılmasından ve haksızlığa uğramaktan,haksızlık etmekten sana sığınırım.Çalışmalarımın sonucunu hayırlı eyle,onların hep hayırla devam etmesini nasip eyle.Beni aileme,ülkeme ve insanlığa faydalı bir insan yap.Bizi dünya da ve

ahirette en güzel nimetlerinle sevindir.

Allah’ım!Kalbimi her türlü kötülüklerden koru.Kalbimde korkulara,sıkıntılara ve sevmediğin huyların yer etmesine izin verme.Beni sadece kendini düşünen,kendi sıkıntılarını büyütüp diğer insanlarla ilgilenmeyi kesen,bencil ve kibirli insanlardan yapma.Bizi cömert kullarından eyle.

Allah’ım!Sen affedicisin,affetmeyi seversin.Günahlarımı,kusurlarımı ve bütün mü’minlerin kusurlarını bağışla.

Ey yüce Rabbim!Beni sevdiğin kullarından eyle.İşlerimi kolaylaştır,hayatımı güzelleştir.Beni arkasından iyilikleri ve güzellikleri konuşulanlardan eyle.Sevmediğin her hali benden uzaklaştır.Beni hayatım,davranışım ve sözlerimle seni ve islamı en güzel anlatanlardan eyle.

Allah’ım!İşlerimi kolaylaştır.En güzel isimler senindir ve o isimlerle sana yalvarıyorum.Ömrüme ve işlerime bereket getir.Sahip olduğum nimetlerin farkına varmayı,onlar için şükretmeyi ve onları boşa harcamamayı,israf etmemeyi bana nasip et.

Allah’ım!Beni  faydasız işlere ve boş eğlencelere dalıp görevlerini,ibadetlerini unutanlardan eyleme.Dilimi hep doğru söyleyen eyle.Her türlü bela ve sıkıntıdan,kaza ve felaketten koru.

 

Kıymetli dostlar!Güzel günlerde olmamız ve özlemimiz artarak ve bize artık adım adım yaklaşarak gelen Ramazan ayının da yaklaşmasını fırsat bilerek biraz daha dua ve niyaz edelim istedik.Sizlerle paylaştığımız ruhumuza dolan bu hoş ve güzel dua Diyanet İşleri Başkanlığımızın hazırlamış olduğu ‘Dualarımı Öğreniyorum’ kitabımızdan alınmıştır.

Efendim!Hepinize bol dualı ve bereketli günler dileğiyle ve yeniden görüşmek dileğiyle hoşça kalın diyoruz.

 

                                                                                    Gülay SORMAGEÇ

Yorum yok
 
ARKADAŞLIK PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 15 Temmuz 2010

                   ARKADAŞLIK,DOSTLUK,GÖNÜLDAŞLIK EMEK İSTER

Sevgili dostlar!Bir yaramıza daha tuz basalım istedik.Biraz da öz eleştiri yaparsak bundan sonra belki yatırım yaptığımız ilişkilerimizi heba etmeden kaliteli bir birlikteliğe yol alabiliriz

Ne kadar önemlidir,arkadaş olmak,dost olmak,gönül birlikteliği.Aslında başlaması kolay ama devam ettirmek ve yıpratmamak yürek ister!

Galiba büyümek de gerekiyor  iletişim ve ilişkilerimizde özenli olmak için.Bunu başarabilir ve iyi yönetebilirsek o zaman herkesin hayran kalacağı ve örnek alacağı aynı  zaman da Allah katında iki cihanda yüz akımız olacak arkadaşlıklarımız,dostluklarımız ve

gönül birlikteliği ile yüksek ideallere kanat çırptığımız anlamlı ilişkilerimiz olabilir ve olmalıdır da.Çünkü bu kaliteli birliktelikler bizim diğer insanlarla olan ilişkilerimize de olumlu sirayet eder.Daha ilerisini de rahatlıkla söyleyebiliriz milli birlik ve beraberlik anlayışımızı olgunlaştırmaya katkı sağlayabilir.

Bunun için sorumlu davranma,saygılı olma,yerini bilme,size verilen kıymeti düşürmeme gibi erdemlerin iyi içselleştirilmiş olması gerekiyor.

Adımıza söyleyelim;biz vefalı dostluklara hep gıptayla baktık ve takdir ettik.Görünüşte iyi olan fakat bir süre sonra iyi olmadığı anlaşılan hatta ömür boyu düşmanlığa dönüşen ilişkilere de hayret ve üzüntüyle bakmışızdır.

Bir değerlendirme ihtiyacı hissettik.Etrafımızda olup biten ve sönüp giden arkadaşlıklar neden sönüp gitti düşüncesi bizi meşgul etti.Bu bireysel bir sıkıntı değil onu da ifade etmekte yarar var.Toplumsal bir sorun olduğu kanaatindeyiz.

Arkadaşlık,dostluk ve gönül birlikteliğimiz olan insanlarla yüksek ideallere kanat çırpmamızın yanı sıra isteriz ki hayatın diğer alanlarında da birlikteliğimiz devam etsin.Birlikten kuvvet doğar düşüncesiyle aynı çatı altında yaşamak için siteler kurulur ev edinilir komşu olunur.

Muhabbet daha da artar.Derken bir şeyler ters gitmeye başlıyor.Birliktelikler yavaş yavaş yerini bencilliğe,hırsa ve birbirlerinin kusurlarını ortaya çıkarmaya doğru kayıyor(!)?...

Ne olursa olsun günün birinde yollar ayrılsa bile sır saklamak ve birbirlerinin ipliğini pazara çıkarmamak mü’mince ve insanca değil mi?

Arkadaşlık,dostluk ve gönül birlikteliklerinde ateşe yaklaşırken ki ihtiyat elden bırakılmamalı sanırız.Zira ateşe çok yaklaşırsanız yanarsınız,uzaklaşırsanız donarsınız en güzeli size zarar vermeyecek kadar yaklaşmaktır.

Bir de hiçbir zaman kişilerin özeline müdahale edilmemelidir.Arkadaşınız da olsa,dostunuz da olsa o istemedikçe kendiniz de onun her şeyiyle ilgilenme hakkı görülmemelidir.Bu da hassas bir nokta ve de son derece önemli.

Kıymetli dostlar!Yunusça söyleyelim ve size veda eyleyelim:

Ben gelmedim davi için

Benim işim sevi için

Rabbin evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim

 

                                                                                               Gülay SORMAGEÇ

Yorum yok
 
ŞEHİDİM YİĞİDİM ASLAN MEHMEDİM PDF Yazdır E-posta
Salı, 22 Haziran 2010

                     

                                 Hüzünlü bir merhaba!Kıymetli dostlar;Türk bayraklarına sarılı tabutlar yürekleri dağladı.

 

Ağıtlarda kalmamalı acılarımız,canımıza kastedene haddini bildirmek haktır.Vatana kastedene haddini bildirmek haktır.Elini haince uzatanın elini kırmak haktır.Gördüğümüz hayal değil,yaşanılanlar da rüya değil.Hepimiz kadar gerçek.Teneffüs ettiğimiz hava  kadar içimize işleyen bir ateş ve gerçek!..

Artık bedenler canlara dar gelmeye başlamıştır.Yunusça bir söyleyişle yıllar var ki;gök ekin biçiyoruz.Yine ozanca bir söyleyişle:Ezelden geldim,ebediyim ben.Ülkeme,yurduma sevdalıyım ben,azizdir canımdan benim Türkiye’m,yazmışım kanımla bölünmez diye!...

Evet;öyledir hiç şüphe yoktur.Lakin bu genç fidanların yetişip aziz bildikleri vatana hizmet etmeleri asıl hedef olmalı.Çanakkale’ye,Galiçya,Trablusgarb’a ve diğer cephelere analar ‘Git oğul vatan senden bedel ister bana şehit analığını çok görme’ diyerek uğurluyordu.Çünkü o zaman açıkça bir savaş yaşanıyordu.Top yekün bir milli mücadele veriliyordu.Türkiye’m tam yirmi beş yıldır adı konulmamış bir savaşı yaşıyor.Yirmi beş yıl önce evlenenlerin evlatları bugün asker ve kutlu canlar ise ŞEHİT!..

ŞEHİT    ŞEHİT  ŞEHİT!..

Ey Asil Türk Milleti!Birlik beraberliğimizi pekiştirerek yine bir milli mücadele istiyor mübarek vatan toprağı bizden.Bunun iyi anlaşılması ve anlatılması gerekiyor.Zira yüce Türk milleti bununla baş edebilecek inançtadır.Bunca acıya sabır ve metanetin altında yatan gerçek de bu değilmi dir?

Şehit ana-babalarının dile getirdikleri:’Biz ağladık başka anne-babalar ağlamasın’

Bu şehitliğin küçümsendiği anlamına gelemez.Artık bu akan kan durdurulmalıdır.

Milli mücadele ruhunun yeniden hayata geçirilmesini istedikleri anlamına gelmiyor mu?

Yoksa bugün ağlayıp,yarın unutalım demiş olamazlar(!)…(?)

Biz acımızla kıyamete dek avunalım demiş olamazlar!..

Hani birimizin derdi hepimizin derdi idi,hani birimizin eline diken batsa hepimizin canı acır idi,hani bedenin bir yerinde rahatsızlık varsa bütün beden bundan etkilenir idi.Bunları bir kez daha düşünmeye ne dersiniz?Birbirlerimizi ötelemeden kardeşliğimizi hissetmeye ne dersiniz,

Vatanın bölünmez bütünlüğü ve kardeşlik uyarılarını ciddiye almaya ne dersiniz?Bencilliklere

gem vurulabilirse ancak bunlar hissedilebilir ve böyle söyleyenlere samimiyetle kulak verilebilir.Sevgili dostlar; inanın sözün bittiği yerdeyiz.Gelin yine ozanca anlatalım meramımızı ve bir iç çekerek söyleyelim:

Yıl 1980’li yıllar

Bir Şubat akşamı havada kışlar

Zalim eller ona pusu kurdular

Şehidim Yiğidim Aslan Mehmed’im

Analar babalar yas tutup ağlar

Çamura karışmış kıpkızıl kanlar

Dayanmaz acıya dayanmaz canlar

Şehidim Yiğidim Aslan Mehmed’im

Resminle yetindi seni sevenler

İsminle övündü geri kalanlar

Ağlayıp dövündü öksüz olanlar

Şehid’im Yiğidim Aslan Mehmed’im

Ozanlarımızın yüreklerine sağlık ve yüce TÜRK MİLLETİNE ise yüreğim bin bir parçaya bölünerek başımız sağ olsun diyoruz.Vatan sağ olsun diyoruz.Şehitlerimizin mübarek ruhlarına binlerce Fatiha ve onların önünde saygıyla eğiliyoruz.Gazilerimize ise minnettarız.

Sağ olunuz, var olunuz ve evlatlarımıza yaşadıklarınızı ibretle anlatınız!..

 

                              Gülay SORMAGEÇ

Yorum yok
 
İNSANİ BİR TEPKİ!.. PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 31 Mayıs 2010
                                               İNSANİ BİR TEPKİ!..

Yine hüzünle uyandık sabaha!Yine insanlık rafa kaldırıldı.Yine dünyanın gözü önünde

bir kez daha insani olmayan bir tutum sergilendi.Türkiye’den tamamen insani duygularla

Filistin’li Müslümanlara yardım amaçlı üç yardım filosu İstanbul’dan yola çıktı. Yolculuğun

üçüncü günü İsrail uluslar arası anlaşmaları hiçe sayarak yardım filolarına baskın düzenleyerek can kaybına ve yaralanmalara sebep olmuştur.İskenderun’a yapılan füze saldırısında ise yedi askerimiz daha şahadet şerbetini içmiştir.Eş zamanlı bu saldırılar sindirme,gözdağı verme ve biz ne istersek o olur anlayışının dışa vurumudur.Yıllardan beri de yapılan bu değil mi?

Yardım filolarında çocuklar,gençler ve Türkiye dışındaki ülkelerden de birileri vardı.Belki bu birliktelik ve üstelik sivil birliktelik İsrail’in uykusunu kaçırdı ve tepkisini alışkanlığı üzere ortaya koydu(!)?...

Sabah; Haber Türk’te yorumları izliyorduk.Gazeteci bir hanımefendi’nin şu cümleleri dikkatimizi çekti:

İsrail askerleri içinde de tamamen Siyonist olarak yetişmiş zerrece bundan taviz vermeyen ama sivil halka uygulanan bu çeşit baskıların karşısında olanların da var olduğunu söylüyordu

O anda birden zihnimde bir şeyler çağrışım yaptı.İki hafta önce bir kitap okudum.Alexandra Cavelius’un kaleme aldığı(Almanca’dan dilimize çeviren;Firuzan Gürbüz) ‘LEYLA’ adlı roman.Bir Bosnalı kızın yaşadıklarını acı,gözyaşı ve zulüm üzerine inşa edilen bir anlayışın

getirisi olarak gözler önüne seriyor.Yaşadığı bütün acılara rağmen ‘Leyla’ şunu söylüyor.İç dünyasında da sürekli bunu dile getiriyor.Leyla bir gün anne oluyor ve ideali şu:Evet biz bir savaş yaşadık.Bir insanlık ayıbı ve dramı.Ama Sırpların içinde de henüz insanlığını kaybetmemiş olanların var olduğunu mutlaka çocuklarıma anlatacağım.

Barışın güzelliğini ve insaniliğini onlara anlatacağım onları bu istikamette yetiştireceğim diyor.Hümanist bir yaklaşım sergiliyor.

Düşündüm savaşın hümanist tarafı var mı(!)?

Elbette iyiler her zaman vardır ve var olmaya devam edecektir.Ne yazık ki;o iyilerin savaşın çirkin yüzünü güzelleştirmeye güçleri ye te mi yor(!) . Bir kez daha yüreğimiz kanadı.

Hem de çok derinden.Niçin insanlığın öldürülmesi için bu denli çaba harcanır?Niçin dünyayı bazıları sadece kendilerinin olduğu vehmine kapılır?Niçin insan hakları,demokrasi denilen güzel kavramlar bir anda tılsımını yitirir?Niçin sorular zihnimizde çarpışıp durur da yüreğimiz burkulur?

Sanırım rasgelelikten ve plansızlıktan kurtulmamız gerekiyor.Organize olmanın ne anlama geldiğini iyi kavramamız gerekiyor.Stratejik;kısa ve uzun vadeli hedefler belirlememiz ve onları hayata geçirmemiz gerekiyor.İnsanlığın sulh ve sükunu için bu kaçınılmaz.Umarız bu istikamette ciddi bir şeyler yapılabilir.Aklı selim ve soğukkanlılıkla yılmadan,usanmadan ve karamsarlığa düşmeden çözüm üretilebilir.Artık kan görmek istemiyoruz!Artık gözyaşlarını silmek istemiyoruz!Artık yüreğimizde yaralar açılsın istemiyoruz!Adalet istiyoruz!Huzur istiyoruz!Dünya barışının öncüsü ve sözcüsü olmak istiyoruz!Bu bize uzak değildir.Kültürel kodlarımız da bu vardır.Yeter ki şartları bu yönde kotarabilelim.O zaman yer yüzündekiler de gökyüzündekiler de bizim olacak ve bizimle olacaktır.Bu temennilere uygun davranabilmek dileğiyle diyoruz!.. 

                                                                                                  Gülay SORMAGEÇ

Yorum yok
 
2010 YILI KURAN-I ANLAMA YILI PDF Yazdır E-posta
Cumartesi, 08 Mayıs 2010

  

Kıymetli Dostlar!Kur’an bize gönderilmiştir.Okunsun,anlaşılsın ve hayatı yaşanır hale getirsin diye.Kim göndermiş?Yaratıcı Kudret göndermiş,insanoğluna yol göstersin diye.

Gönüllere şifa ilahi aşka kanat çırpma ve zihinleri hakikatle kucaklaştıran ilahi kaynak olsun diye.İnsan yozlaşmasın insanlık can çekişmesin diye…

Kitab-ı Mübin’in,İki Cihan Güneşine indirilmeye başlamasının 1400. yıldönümü.(610-2010)

Diyanet İşleri Başkanlığımız da 2010 yılını Kur’an’ın indirilmeye başlamasının 1400. yıldönümü olması sebebiyle Kur’an-ı okuma ve anlama yılı ilan etmiştir.Kur’an’ın güzelliğini bir kez daha düşünmek,umut tazelemek,rahmet ve bereket ikliminde bize ayrılanı alabilmek temennisiyle.Bizzat Kur’an’ın da bu hususta şu buyruğu oldukça manidardır:’Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık.Var mı düşünüp öğüt alan?’(Kamer/17)

Kur’an’ın kelime anlamlarından birisi de okumak demektir.Çokça dile getirdiğimiz ilk vahyedilen ayetinde ‘Oku’maya vurgu yapması da bu bağlamda düşünülmeli ve hayatımıza etki etmelidir.Kur’an:

Dinimizin temel kaynağı ve ilahi kitapların sonuncusudur.Niçin okunmalıdır Kur’an?Hayat kılavuzumuz olduğu için,Allah ile olan iletişimimizin bilinçli olabilmesi için,Varlık alemini iyi okuyabilmemiz ve kendi dışımızdaki varlıklarla ilişkimizin,insanlarla olan iletişimimizin

sağlıklı ve ahlaki olabilmesi için okunmalıdır.İyinin,güzelin farkına varmak için,öğüt almak için,aydınlanmak için okunmalıdır Kur’an…

Okuyalım ki,anlayalım;anlayalım ki yaşayalım sevgili dostlar.Anlaşılmayan bir şey insanoğlunun ilgisini çekmez.Anlama gayreti olmadan da bu iş başarılamaz.Söz buraya uzanmışken özellikle hanımefendilerin  Kur’an okuma konusunda neler yaptıklarına bir göz atalım sizlerle ve birlikte değerlendirelim.Ne dersiniz?Bir takım uygulamaların yerini Kur’an’ı anlama gayretine terk etmesi son derece elzemdir kanaatindeyiz.Okunulan 40 Yasin’lerin son zamanın modası 500 Yasin’lerin yerini O’nu anlamaya yönelik gayrete dönüşmesi daha anlamlı olacaktır.Özellikle insanımıza bunun iyi anlatılması bizim sorumluluğumuzdadır.O yüzden Başkanlığımızın bu kararı son derece önemli bir adım.Bu çerçevede yapılacak her etkinlikte ümit ederiz Kur’an kültürümüzde bizi bir adım daha ileriye götürür.İnsanımızı bu istikamette motive edebiliriz.Zira Türk Milleti Allah’ın kelamına derin saygı besler bu saygının hayatımıza anlam katması ancak onun iyi anlaşılmasıyla mümkün.

Milli Şairimiz M.Akif Ersoy’da bunun önemli olduğunun altını çizmiştir.Kur’an belli ayinlerde okunan,mezarlıklarda okunan,ticari zihniyetle okunan kitap olmaktan öte güzellikleri sunar Ademoğullarına!

Anlamak için okumanın yolu belli bir düzen ile okumadan ve devamlı okumadan geçmektedir.Örneğin;Lokman Suresini okuyorsak anlamını içimize sindirene ve bizim hayat algımızda,davranışımızda olumlu değişim ve gelişime rehberlik etmesine yardımcı olacak kadar okumak daha sonra başka bir sure yahut bölüme yönelmek.Ancak böyle bir çalışma yahut okuma anlamlı olacaktır.Gelin sevgili dostlar!Bu günden itibaren bu kararı verelim ve kararımızı Allah için,kendimiz için uygulayalım.Kitab-ı’mız Kur’an’dır;Diğer adı Furkan’dır;

Bize gönderdi Allah;La İlahe İllallah.Kur’an yılının bizi Kur’an’la hasbihale yönlendirmesi dileğiyle efendim!

                                                                                                         Gülay SORMAGEÇ

 

Yorum yok
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 39
 
 
Günün Tarihi
..:::MHP Çorlu İlçe Teşkilatı:::.. ..:::MHP Çorlu İlçe Teşkilatı:::..
 
  Copyright © 2007 mhpcorlu.org Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
İletişim adresi:
info@mhpcorlu.org
Görsel Tasarım ve Sistem Yönetimi:
by meto